30 Ekim 2007 Salı
Faşist kamuoyunun yükselişi
Toprak reformu yapabilmiş midir, insanlarını sefaletten kurtarabilmiş midir, nasıl bir aydınlanma eğitimi vermiştir, sağlık hizmeti götürebilmiş midir, yol, su, elektrik ne kadar köye ulaşmıştır, insanlara kendi dillerini kullanma özgürlüğü verebilmiş midir? Batı Trakya'da Türklerin kültürlerini yaşamalarını engelliyorlar diye saydıranlar Kürtlere de aynısını yapmıyorlar mı? Soruların sonu yok ama bunların cevapları da çok açıkken faşist, kaypak kamuoyunun aklı fikri silahla mücadele, kimse bu sorunun köküne inme gayreti içinde değil.
Anadolu insanı başkaldırmıyor da neden Kürtler böyle yapıyor diyenler ise gene demogoji yapmaktan öte gitmiyorlar. Anadolu insanında hemen hemen herkesin iyi kötü toprağı var, insanca yaşayamayanların sayısı her ne kadar çoksa da en azından kendi karınlarını doyurabiliyorlar. Ağlamayana meme vermiyorlar bu devirde...
Ne zaman adam oluruz? Zor ama, günün birinde gerçekten önyargısız olarak kendi başımıza düşünebildiğimizde...
28 Ekim 2007 Pazar
Gloria Jean’s Coffees
kaynak: http://www.yuzde52.org/hg_terziler.php
alıntıdır:
Gloria Jean’s Coffees dünyanın en büyük kahve zincirlerinden biri. İlk mağazasını açtığı 1996’dan bu yana mağaza sayısı 24 ülkede 700’e ulaştı. 25’i İstanbul’da olmak üzere 40 mağazayla Türkiye bu ülkeler arasında ikinci sırada geliyor. Gloria Jean’s günlüğü yarım dolara çalıştırılan işçilerin topladığı kahvenin kilosunu 22 sentten alıp 200 dolara satarak bir uluslararası kapitalizm mucizesi yaratmakla kalmıyor, ilginç oturma tarzlı mağaza tasarımlarıyla da İstanbul sokaklarına, tükeniş kültürünün kaba teşhirini yapıyorlar.Hemen hemen her büyük caddede size doğru oturmuş, hatta “yayılmış” kahve içen insanların fütursuzluğuna karşı biz de boş durmadık. Gloria Jean’s’in “misafir”leri fincanına 6 milyon verip yayıla yayıla kahvesini içerken biz de dışarıdan nasıl göründüklerini kendilerine göstermek için iki boy aynasıyla İstiklal Caddesi’ndeki iki Gloria Jean’s’in karşısına dikilerek bir eylem yaptık. Bu arada “misafir”lerine çok kibar davranan garsonlar, bize karşı pek kibar sayılmazlardı. Ama içeride oturanların (önce şaşkınlıkla, sonra kızgınlıkla, sonra umursamayarak) “kendilerine” bakmalarına engel olamadılar. Oradan geçenler önce cama yaklaşıp ne tuttuğumuza odaklandı, sonra aynalardan cesaret alarak doya doya Gloria Jean’s’e baktı.
Yavaş yavaş birçok dükkana yayılan Gloria Jean’s oturma tarzında insanlar kendilerini vitrine çıkarıyor; belki eşzamanlı bir bakma ve bakılma hazzını yaşamaya çalışıyor. Onları kendilerine bakmaya zorlamamızdan niçin rahatsız oldular anlamadık. Sonuçta karşılaştıkları şey kendi görüntüleriydi. Böylece kibirli teşhirci Gloria Jean’s tarzı, ufak da olsa temel bir yara almış oldu. Bu arada hatırlatalım: Bu eylemi herkes bir cep aynasıyla da yapabilir! Madem görülmek istiyorlar, nasıl göründüklerini de bilsinler!