Yazıda geçen google araması her koşulda işe yaramıyor ne yazık ki, çoğu zaman bulamıyorsunuz; ilkokuldan Ahu'yu bulabilmek için baya kastım ve zar zor bir email adresine sensen ses et diyerek mail atarak buldum :) Bir daha konuşmadığınız adamalarla ne kadar arkadaşsınız konusunda ise kesin birşey söylemek zor çünkü insan arada hata yaptık, keşke iletişimi koparmasaydık diye düşünebiliyor. Benim arkadaş sayım 104'ü buldu ama biri dışında hepsi de gerçekten bir dönem arkadaşom olmuş olan insanlar, tanımadığım kişileri eklemiyorum. Sadece bir kişi facebook yoluyla arkadaşım oldu o da dağcı olduğu için :) İlerde aktivite arkadaşı olacak anlayacağınız. Aktivite arkadaşı konusunda bu tarz sitelerin yararlı olduğunu düşünüyorum. Uygulama eklemek konusunda ise görüşüm olumsuz. "Movies" dışındaki tüm uygulamalar benim için gereksiz yere zaman kaybı oluyor. En son 'Vapires'ı da sildikten sonra elde pek birşey kalmadı zaten.
Radikal'den Pınar ÖĞÜNÇ çok güzel yazmış, bir kısmından alıntı yaptığım yazının tamamını okumak için
tıklayınız.
Facebook denince herkesin dilinde bir 'Ay kaç yıldır görmediğim lise arkadaşımı buldum' var. Bu da genelde Kent şekerleri reklamları didaktik nostajisine yakın bir tonlamayla söyleniyor, Facebook'a laf etmeniz sizi doğrudan hissiz bir yaratık haline getiriyor. Lise diploma töreninizden sonra bir daha asla konuşma ihtiyacı hissetmediğiniz bir kişi ne kadar arkadaşınızdır? Ayrıca bütün bu insanlar Facebook kullanıcısı olduğuna göre internetle haşır neşirler demek. Madem merak ediyorsunuz, bir gün Google'a ismini yazsanız, çalıştığı iş yerinden, üye olduğu bir dernekten, bir yerden bulacaksınız belki. Ama bu sahici bir bulma ihtiyacını elzem kılıyor tabii.
Arkadaş listesinde 282 kişi bulunan bir kişi 282'sine o an ne yaptığını bildirmek, diğer 281'iyle nereden tanış olduklarını ifşa etmek zorunda mı? İki arkadaşımızın aslında tanışıyor olduğunu bir gün konuşurken keşfetsek de acayip şaşırsak, sinema ve müzik zevkimizi bir yerde bira içip fıstık soyarken yapsak...
Bir de tabii senkron sorunu var. Bakıyorsunuz iki arkadaş, Uluslararası Af Örgütü için sosyal sorumluluk bombardımanı bir projede çalışmışlar, biri fotoğrafında bikinili, diğeri margarita kadehinin kenarlarındaki tuzları yalıyor. Ya da meslek hanesine anaokulu öğretmeni yazmış, kırmızı seksi gece kıyafetiyle düzlemi birden değiştiriyor. Bilmem nerede müdür, bilmem ne üniversitesinde akademisyen... Tamam, tabii ki bunlar insani haller, zaten böyle çok yüzlü yaratıklarız, ama işte olmuyor, senkron kayıyor.
Bir de tabii çözemediğimiz vakit aritmetiği var. Hep arkadaşlıktan, arkadaş bulmanın faidelerinden dem vurduk, bir de gün içinde sempatik eklentilerle bir diğerini mıncıklamalar, ısırmalar, sanalından pasta ya da haydari ısmarlamaklar var. Başka hediye paketleri gidebiliyor ya da gün içinde dan diye bir arkadaşınız kendini nasıl bulduğunuzu değerlendirmenizi istiyor. Arkadaşlar birbirleri arasında karşılaştırılıyor, en şahaneleri seçiliyor. Koca koca insanlar, demek eğleniyorlar da, bize ne demek düşer, ama gerçekten bütün bunlara nasıl vakit bulunuyor?